Engelsiz Erişim

Çeviribilim kapsamında engelsiz erişim için yapılan çeviri türleri giderek yaygınlaşmaktadır. Erişimi kolaylaştıran çeviri türlerinden birkaçı, işitme engelliler için altyazı tekniklerinin geliştirilmesi, Sağırlar ve işitme engelliler için işaret dili çevirisinin görsele eklenmesi, işitme engelliler ve Sağırlar için canlı altyazı çevirisi ve görme engelliler için sesli  betimleme olarak sıralanabilir. Yapılacak araştırmalar ve bunlardan doğacak gelişmeler, yalnızca çeviribilim açısından değil her şeyden önce, sosyal ve toplumsal açıdan önemlidir. Dünyanın birçok ülkesinde araştırılan ve bilimsel çalışmalara konu olan engelsiz erişim hakkında Türk kaynaklı çalışmaların azlığı dikkat çekmektedir. Türkiye, bu konuda bazı girişimlerde bulunsa da, bu girişimlerin uygulamada örneklerine, (yabancı ülkelere kıyasla) göreli olarak henüz az rastlanmaktadır.

Öte yandan, günümüzde, medyaya erişim konusu, politik ve sosyal gündemlerde öncelikli konulardan biridir. Bazı ülkelerde, bu konudaki girişimler artık medyanın doğal bir parçası olarak algılanmaya başlanmış ve kapsamlı yasalar yürürlüğe girmiştir. Genel hatlarıyla bakıldığında, medyaya erişim konusu birçok sorunu ve birçok hedef kitleyi kapsayan bir konudur. Engelsiz erişimde
kullanılabilirlik ve kalite çok önemli kavramlardır. Belli bir ortam için belirlenmiş amaçlar doğrultusunda, hedeflenmiş bir kitlenin etkin, etkili ve doyurucu bir biçimde bir medya ürününe erişimini gerçekleştirmek önemlidir. Engelsiz erişim geniş bir kapsamda, belli bir kitle için anlaşılması güç olan bilgi ve eğlence kaynaklarının ediniminin kolaylaştırılması olarak betimlenir.

Prof. Dr. Mümtaz Kaya 2019’da, RTÜK’ün bu konuda düzenlediği bir panelde yaptığı
konuşmasında konuyu şu şekilde özetlemiştir:


Avrupa Birliği Görsel-İşitsel Medya Hizmetleri Yönergesi Madde 7 şöyle der: ‘…üye
devletler, yargı yetkileri altındaki medya hizmet sağlayıcılarının hizmetlerini, görme ve
işitme engelli kişilere aşamalı olarak erişilebilir kılmayı sağlamalarını teşvik
edeceklerdir’. Bu maddeden anlaşılacağı üzere, dünyada ve tabii ki akademik
camiada da, yaklaşık yirmi yıldır artan yoğunlukta, engellilerin yayınlara erişim
haklarının gerçekleşmesi için çalışmalar yürütülmektedir. Ayrıca, ülkemizin de
onaylamış olduğu ve engellilerin bu çalışmalar içinde mutlaka yer alması gerektiğini
vurgulayan ‘biz olmadan bizim için asla’ ilkesi ile yürüyen Birleşmiş Milletler Engelli
Hakları Sözleşmesi’nin odak noktası engellilerimizdir.


Konuya ilk önce karşılaştırma yapmak amacıyla, dünyadaki bazı ülkelerin engelli
erişim oranları ile başlamak isterim. […] Ülkeler bağlamında bakıldığında, örneğin
Belçika’da tüm programların %80 oranında ayrıntılı ve/veya canlı altyazı ile verildiğini
görüyoruz. Bu oran Çek Cumhuriyeti’nde %70 iken Finlandiya’da 2016’da %100
olmuştur. Macaristan’da ise dört saat altyazı ve işaret dili uygulaması ile başlanmış,
aşamalı olarak işaret dili arttırılmış, 2015’te ise her program altyazı ile verilmeye
başlanmıştır. 2011-2013 yılları arasında, İspanya’da kamu hizmeti yayıncılarından
%50’den başlayarak %70 ve daha sonra %90 oranında ayrıntılı altyazı istenmiş, ticari
yayıncılardan da aynı yıllar içerisinde %45-65-75 oranında ayrıntılı altyazı talep
edilmiş ve %75 oranında işaret dili ve sesli betimleme gerçekleştirilmiştir. Bu örnekleri
çoğaltabiliriz ama genel tablo ortada. Ülkeler artan oranlarda engellilere erişim
sağlamış ve böylece farklı profillerdeki vatandaşlarına hizmet götürebilmiştir.


Görsel-işitsel çeviri kapsamında, bu gibi çalışmaların ve araştırmaların artmasının önemli bir nedeni de, dünyada, özellikle de güncel siyasi platformlarda bir takım gelişmelerin yaşanmasıdır. Birleşmiş Milletler Engelli Hakları Sözleşmesi’nde (13 Aralık 2006) ve 15 Kasım 2010 tarihinde yürürlüğe giren AB Engellilik Stratejisi gibi uluslararası belgelerde, engelli kişilerin de eşit fırsatlar çerçevesinde topluma ve ekonomiye katılım hakkı olması gerektiği açıkça belirtilmiştir.


Yukarıda belirtilen ve alanda çok önemli bir gelişme olarak görülen Sözleşme, Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’nun 13 Aralık 2006 tarihli ve A/RES/61/106 tarihli kararıyla kabul edilmiş ve 3 Mayıs 2008 tarihinde yürürlüğe girmiştir.


Türkiye, Sözleşme'yi 30 Mart 2007 tarihinde imzalamıştır. Sözleşme’nin onaylanması 3 Aralık2008 tarih ve 5825 sayılı Kanun’la uygun bulunmuştur ve Sözleşme Türkiye bakımından, 28 Ekim 2009 tarihinde yürürlüğe girmiştir.

11 Kasım 2007’de yürürlüğe giren AB Yönetmeliği (Directive 2007/65/EC) ve 10 Mart 2010’da yürürlüğe giren Görsel İşitsel Medya Hizmetleri Yönergesi’nde de medya erişimi konuları vurgulanmıştır. 2007 tarihli Yönetmeliğin 64’üncü maddesinde engelli kişilerin sosyal ve kültürel hayata katılımlarını sağlamak için erişilebilir medya hizmetleri sunulması konusu, yasal olarak zorunlu
hâle getirilmiştir.


Bu gibi gelişmeler ışığında, ülkemizde benzer girişimlerin ve bu konuya eğilen çalışmaların yapılması önem kazanmaktadır. Bu çalışmalara güncel bir örnek Radyo Televizyon Üst Kurulu tarafından 2018-2019 yılları arasında gerçekleştirilmiştir. 2018 yılının son aylarında başlayan Sağırların, İşitme Engellilerin ve Görme Engellilerin Görsel-İşitsel Medya Hizmetlerine Erişiminin
İyileştirilmesi Çalıştayı, 15 Ocak 2019’da yapılan bir toplantıda sunulan sonuç bildirisi ile tamamlanmıştır.


Çalıştay sonuç bildirisi kitapçığında bu sürece neden girildiği şu şekilde açıklanmıştır:


Radyo ve Televizyon Üst Kurulu’nun 2011 yılında yürürlüğe giren 6112 sayılı
Kanun’un 37. maddesinde yer alan “Engellilerin ve yaşlıların yayın hizmetlerine ve
yeni teknolojilere erişimini kolaylaştırmak amacıyla gerekli tedbirlerin alınmasını teşvik
etmek.” hükmü ve 2016-2020 Stratejik Planında yer alan 1.5.4. numaralı “Dezavantajlı
birey ve grupların medya görünürlüklerinin arttırılması, sağlıklı temsillerinin oluşması
ve yayına erişim şartlarının iyileştirilmesi için gerekli çalışmaları yapmak” faaliyeti ile
tanımlanan görevler kapsamında, Üst Kurul’un 21/06/2018 tarihli ve 2018/25 sayılı
toplantısında alınan 3 nolu karar ile görme ve işitme engellilerin medya hizmetlerine
erişimlerinin iyileştirilmesine yönelik bir yönetmelik çalışması yapılması yönünde karar
alınmıştır (RTÜK 2019).


RTÜK bu Çalıştay’a, alanında uzman elli altı kişiyi davet etmiştir. Çalıştay süresince paylaşılan bilgiler ve yürütülen çalışmalar sonucunda bir uzlaşı ortamı sağlanmış, gerek Çalıştay’a ev sahipliği yapan RTÜK çalışanları, gerekse katılımcılar, sonuç bildirisinden de anlaşılacağı üzere, medya hizmetlerine erişim konusunda gelişmelerin gerekliliği konusunda anlaşmışlardır. RTÜK üyesi ve Çalıştay Koordinatörü Sayın Nurullah Öztürk, Çalıştay kitapçığının önsözünde, konunun önemine ve kapsamına ilişkin sözlerinde, Türkiye’de erişim ile ilgili sorunun temeline inmiştir:


TÜİK tarafından 2002 yılında gerçekleştirilen Türkiye Özürlüler Araştırması verilerine
göre engelli vatandaşlarımız ülke nüfusunun yaklaşık yüzde on üçünü oluşturmaktadır.
Bunların içinde görme ve işitme engelli vatandaşlarımız, iletişim çağı olarak da
adlandırılan günümüzde, temel haklardan olan iletişim hakkına erişimde son derece
kısıtlı imkânlara sahiptir.


Dönemin RTÜK Başkanı Prof. Dr. Sayın İlhan Yerlikaya, RTÜK açısından sürecin tarihçesini şu şekilde betimlemiştir:


Ülke olarak 2008 yılında imzaladığımız Birleşmiş Milletler Engelli Hakları Sözleşmesi’nde,
“Taraf devletler, engellilerin tüm iletişim araçlarını tercihlerine bağlı olarak kullanabilmesi,
bilgi ve fikirleri araştırma, alma ve verme özgürlüğü dâhil düşünce ve ifade özgürlüğünden
diğerleriyle eşit bir şekilde yararlanabilmesi için uygun tüm tedbirleri almalıdır.” hükmü yer
almaktadır. Dolayısıyla RTÜK ve tüm medya hizmet sağlayıcı kuruluşlar bu maddenin
muhatabı durumundadır. Radyo ve Televizyon Üst Kurulu, engellilerin yayın hizmetlerine
erişimlerinin iyileştirilmesi için önemli adımlar atmıştır ve atmaya devam etmektedir. […]
Üst Kurulumuz, 2016 - 2020 Stratejik Planına “Dezavantajlı birey ve grupların medya
görünürlüklerinin arttırılması, sağlıklı temsillerinin oluşması ve yayına erişim şartlarının
iyileştirilmesi için gerekli çalışmaları yapmak” faaliyetini ekleyerek, gerekli yönetmelik
çalışmalarına temel oluşturacak bir çalıştay kararı almıştır.


Yukarıda verilen bilgiler ışığında da anlaşılacağı üzere, ilgili tüm tarafların da kayıtsız şartsız kabul ettiği gibi, engelsiz erişim, yaygınlaştırılması amaçlanan ve ancak nitelikli bir biçimde uygulandığı durumda amacına ulaşabilecek bir girişimdir. Söz konusu GİMEK Çalıştayı bu amaçla düzenlenmektedir.

© 2019 GİMEK. Tüm haklar saklıdır. Web sayfasına üçüncü kişilerin yapacağı müdahaleden/değişikliklerden GİMEK sorumlu değildir.